Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramı

 

Günümüz ekonomi, iletişim ve teknoloji temelli dünyasında varlığını korumaya çalışan ticari yapılanmalar tek başına var olmanın ötesinde çevresiyle, içinde bulunduğu toplumların sorunlarıyla ve bilinçlenen tüketiciye karşı sorumluluklarıyla bütünleşmektedir. Ürün ve hizmetleri adına doğru stratejileri şekillendirmek ve bu stratejiler doğrultusunda imaj oluşturmak bir kurum için vazgeçilmezdir. Kar odaklı süreklilik adına toplumun çıkarlarını gözetmek, sosyal tabanlı sorumluluklar edinebilmek varlıklarını sürdürebilmek doğrultusunda oldukça önem kazanmıştır. Sanayi sonrası gelişmeler sadece ticari faaliyetlerin yeterliliğini sorgulatmış ve kurumların sosyal sorumluluk bilinci temelli çalışmaları benimsemeleri adına birtakım gereksinmeler doğurmuştur. İnternet teknolojilerinin iletişim çalışmalarıyla bütünleştiği noktada tüketicilere ulaşımın kolaylaştığı, mesajların iletim ve yayılım boyutunda sosyal medyanın etkisiyle imkanların sağlandığı bu dönemde kurumların çarkını oluşturduğu kapitalizm ve besleyicileri özel günler adına çalışmalar sosyal sorumluluk amaçlarıyla da entegre edilebilmektedir. Kurumların kimlik unsurlarını destekleyen sosyal sorumluluk çalışmaları mevcut web siteleri üzerinden sunulmakta ve buna paralel olarak stratejiler doğrultusunda özel günler adına sosyal mecralarda birtakım mesajlar içeren paylaşımlarda bulunulmaktadır.

 

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramı

Varlığı çok eskiye dayanan sosyal sorumluluk kavramı, toplumsal ihtiyaç ve beklentilere ve tarih boyunca yaşanan koşullara göre sürekli değişmektedir. Dolayısıyla topluma karşı sorumlu olmak veya sorumlu davranmak anlayışı da toplum tarihi boyunca var olmakla birlikte tarihin her döneminde farklı şekillerde uygulanmıştır (Sert, 2012, s. 35). Sanayi öncesi toplumlarda din ve vicdan odaklı iken sanayi sonrası birtakım düzenlemelere tabii edilmiş ve ciddiyet kazanmıştır. Artık kurumların başarıları yalnızca ticari kriterlere göre değil , topluma ne oranda katkıda bulunduğu üzerinden ölçümlenmektedir (Akın ve Süzen, 2016, s.10).  Hayırseverlik, gönüllülük, sosyal sorumluluk ve etik gibi kavramları içerisinde barındırarak stratejikleşen kurumsal sosyal sorumluluk; kurumun faaliyetlerinden, mevcut kararlarından doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilenebilecek kişi veya gruplar karşısında sorumlu ve etik davranması olarak tanımlanabilmektedir (Aktan, 2007, s.7).  Bunun yanında elde edilen tüm çıkarların dönüşümlü olarak toplum refahı dahilinde geri kazandırmak olarak görülür. Bunlar sosyal konulara destek veren çalışmalara yol açmaktadır. Eğitim, çocuk işçi, çevresel koruma, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği vb. konular çerçevesinde şekillenmek üzere birçok konuya destek veren kurumlar ayırt edicilik, bilinirlik ve imaj adına ön plana çıkar ve değer yaratarak farklılaşır.  Bu eylemler is dünyası için oldukça önemlidir (Özdemir, 2009, s.65).

 

Mevcut gelişmeler ile birlikte değişen tüketici profili, kurumlarla doğrudan ya da dolaylı olarak iletişim halindedir. Yapılan çalışmaları yakından takip etmekte ve ürünlerini tükettikleri kurumların toplum adına neler yaptığına dair merak duygusu taşımaktadır.  Bunun bilincinde olarak işin ticari boyutunda kaygılı kurumlar, hem gönüllü olarak hem de pazarlama stratejisi olarak bu enformasyon üzerine yoğunlaşıp ve tüketiciyi izleyerek elde ettiği verileri kullanıp maksimum düzeyde kar etmeyi amaçlamaktadır.

 

Dünyaca bilinen ve kabul gören daha çok kapitalizm temelli ortaya çıkmış ya da bu yolda evrimleşmiş özel günleri bu tür amaçlar adına oldukça iyi değerlendiren kurumlar hedeflerine ulaşabilmektedir.  Sosyal sorumluluk aracılığıyla birçok kurum, toplum ile arasında karşılıklı bir bağ oluşturmaya ve kurum adına olumlu bir algı çerçevesinde mevcudiyet korumaya çalışılmaktadır. Kurumsal itibarı yüksek olan kurumlar da yapmış oldukları sosyal sorumluluk projeleri, sponsorluk ve ulusal gündeme ait duyarlılıkları ile kurumsal itibarlarını var etmeye, ilerletmeye ve korumaya çabalar. Sosyal olayların sahiplenilişi ile hedeflenen tüketicilerde farkındalık oluşturmak, bilinirlik yaratmak ve tüketim tercihlerini şekillendirmek için iletişim çalışmalarıyla desteklenen sosyal sorumluluğun gönüllü sorumluluk boyutunda değerlendireceğimiz toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadın hakları konuları, günümüzde önemli bir dinamik olan  yeni medya üzerinden de kurumlara farklı imkanlar tanır. Sosyal medya mecralarıyla istenilen yayılımı sağlayarak hem kendi sorumluluk faaliyetlerini uygulayıp hem de toplumun desteğini alabilir.

 

Yeni tüketici profili kendi üzerlerinden kar elde etmeye çalışan kurumlardan bunun yanında toplumsal meselelere de katkı da bulunmasını beklemektedir. Sadece kar elde etmek yeterli görülmemektedir. Bu beklentiler sonucunda kurumlar da bilinçli davranarak dikkat çeken sosyal olayları sorumluluk olarak sahiplenmektedir. Teknolojik gelişimlerden de faydalanarak sesini maksimum sayıda kişiye duyurmak adına yenilikleri takip etmek sosyal platformlardan bu amaçlar doğrultusunda yararlanmak tercih edilir olmuştur. Kurumların kimliğini yansıtan ve değerlerini sunabildiğini web siteleri, sosyal medya hesapları vb. oluşumlar sosyal sorumluluk projeleri kapsamında mesajlarını iletmek adına da bir aracı konumundadır. Özellikle kadının iş hayatındaki yeri, cinsiyet eşitliği kadın ve kız çocuklarına eğitim desteği gibi temalar etrafında desteklerini belirten kurumlar bu söylemlerini öncelikli olarak kadınların ön plana çıktığı özel günlerde topluma aktarma fırsatı bulmakta ve bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirebilirse tutarlılık ve toplumsal değişime destek anlamında olumlu bir imaj yaratabilmektedir.

 

En önemlisi ve son zamanlarda oldukça ön plana çıkan mevcut ataerkil kapitalist düzenin beslediği toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve bunun getirisi birtakım kadın merkezli sorunların, bu düzenin önemli yapı taşlarından olan yüksek karlı kurumlar tarafından artık bir sorumluluk haline gelmesi ve yarattıkları toplumun değişimine de aracı olarak sahip oldukları güçleri doğrultusunda mücadele vermeleri olumlu karşılansa da, samimiyetleri sorgulanabilir mevcudiyetini korumaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar ne kadar ilerleme kaydetmiş, büyük şirketlerce benimsenmiş olsa da yine de yeterli oranlara ulaşılamamış, kadının emeği, istihdamı, eğitimi ve yıllardır süregelen var olma mücadelesi gereken ilgiyi ve değeri henüz yeterince görememiştir.

 

KAYNAKÇA

Akın, I., Süzen, E. (2016). Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Katkıları. İstanbul: Türkiye Alim Kitapları.

Aktan, C. C., Börü, D. (2007). Kurumsal Sosyal Sorumluluk: İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk. İstanbul: IGIAD Yayınları.

Özdemir, H. (2009). Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Marka İmajına Etkisi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8(15), 57-72.

Sert, N. (2012). Türkiye’de Özel Sektörün Kurumsal Sosyal Sorumluk Anlayışına İlişkin Yarar Algısı: Kurumsal Sosyal Sorumluluk Faaliyetlerinin Duyurulmasında Web Sitelerinin Kullanılması. Ajit-e Online Academic Journal of Information Technology, 3(9